şehre yerleştiriyorsun gülüşünü saçlarını kızıla boyuyorsun mutfak dalgın olunca çayın altını kapatmayı unutuyorsun karıncayı incitecekse düşünmeyi iki elinle yapıyorsun geceyi ise baykuşun gözlerinden boşaltıyorsun
ŞİİR
AKIL ERMEZ
* Akıl ermez yaratanın işine, Kolayından verir gücünden verir. Kimisinin bolca verir başına Kimisine azcık ucundan verir. * Para puldan, maldan eder kimini, Tutunduğu
YALNIZSIN EY KALBİM!
vakt ikindi, yeller esiyor serde. eylül bulutları gelip geçiyor, sendeliyor ruhum düşüncelerde. yalnızsın ey kalbim, yapayalnızsın! masmavi göklerde kayıp yıldızsın! içtin ömrünce
AŞK MIYDI ADIN YOKSA?
kuzguni bir akşamüstü dönencenin çarkında kaybolmuş kümelenmiş sığınaklar ararım kamburu sırtımda hayali karabatak silinmiş bir kartvizitte düşler mercek altı ovuşturduğum gözlerim kanar yıpranan
ÜÇ ŞİİR
Başlangıç izolasyonda ve geceleri ve acılık ve yaralar gözlerin beni hayata çağırıyor sesinin yankısı hafızamda akıyor senin yokluğunda sokaklar benimle yabancı ve yıldızlar parlaklığını
SEN HEP ON BEŞ YAŞINDASIN
Şehadetinin yedinci yılında Eren Bülbül’e rahmetle. * Gençleşirsin, yaşlanmazsın. Sen hep on beş yaşındasın! Hep baharsın, kışlanmazsın. Sen hep on beş yaşındasın! *
S/AT BENİ
yeşermez bu kabuk, patlamaz bu göz, geçse de üstünden iki bahar yaz. çiçek de meyve de tohum da tutmaz; mangalına kömür diye at beni,
EL
ellerin ellerime el yazamadı kalem diyemedi dil eridi mum tükendi kandil önce ateş sonra kor şimdi kül hoşça kal ve beni affet yapabilirsen yangın
SİYAH BEYAZ VE GRİ
– şimdi veda etmenin vakti geldi sanırım, hanginizi üzdüysem ondan özür dilerim. çayda çıra oynayan çocuklara emanet, akşam vakti hüznüyle yazılmış şiirlerim. – beni
AHRA AH!
yarım kalmış duâ’nın bir tugan’ın hakas’ın tuva’nın altaylar’ın o münbit doğa’nın resmidir, resmidir ötüken’inyesi’nin. âdem’in, nuh’un; kutlu yâfes hikayesinin. naxşa’sı yarım kalmış uygur’un, soylu










