Hangi geceye salsam düşlerimi, Hangi yunakta yıkasam günahlarımı, Çevirir yolumu yontu kuşları, Kırmızı bir sabaha uyanırım. Tül perdenin arkasından izlerim dünyayı, Bir çocuk masumiyetinde,
ŞİİR
YENİDEN DOĞSAM
Yine ağlıyor gökyüzü yatağımda kıvrıldım anne karnındaki cenine öykünüp gecenin bilmem kaçıncı vakti yine başım tuttu Her seferinde “Nietzsche” düşüyor aklıma yüz yirmi bir
Son bahar ömrüme son kez mi geldin?
* Rüzgar saçlarımdan süzüp geçiyor Yağmur gözlerimden öpüp gidiyor Sararmış yapraklar elveda diyor Son bahar ömrüme son kez mi geldin ? * Kırmızı çiçekler
VARLIK PERDESİ
insan,isimsiz yaratılmış uğradığım her kapıdan koşmadım,koşmadım daha taraçalardan zahirim nazarı ibret ahirim dilin kalpten sıyrılması her insanın bir sıfatı her bedenin bir yükü olduğunu
Hüzün Baladı
nasıl gidilirse yanmaya yâre – yalvaç – nasıl gidilir açık yara ile yâre uyku sakla beni kaç asır ateşi üfledin ufkun ve utkun
GECELER
Karun gibi kurulursun, Ay doğunca kırılırsın, Döne döne yorulursun, Şafakta naçar geceler. * Penceremden gün devrilir, Karanlık yorgan serilir, Uykularda can verilir, Ölümü seçer
Nöroşiirurji
İşte şurada susuyor uçtan uca sergili şeyler susmuş balıklardan bir mavi önce susaduracak şeylerden hatırlı o sırada bekleneni veriyor dalgadan yuvarlanan incir ağzıyla rock
VURGUN ŞEHİRLER
ne parklarda koşup oynayan çocuklar görülür ne de burçların yavaş yavaş zamandan kayışı ama biz öğrenmeliydik su üstünde yürümeyi öğrenmeliydik dalgaların fırtınalar kopartacağını ***
Sessizliğini duyumsuyorum zamanın.
Sessizliğini duyumsuyorum zamanın İçimde umutsuz yarınlar Benden öncedemi böyleydi buralar Benden sonrada böylemi olacaklar Kim griye boyamıştı gökyüzünü Bunca kederi kim yaymıştı evrene Yapraklar
TÜRKÜLER
Seven başka söyler, ayrılan başka, Aşığın boynunu büker türküler. Genci başka söyler yaşlısı başka, Gönülden geçeni döker türküler. * Gurbet türküleri çok daha başka,










