Ayaklar altına serilmiş Binbir çeşit ayna Kendini görmek isteyen Eğsin başını Rüyalar sizin Kendinize anlattığınız kadar gizli Dürüst olduğunuz kadar aşikar kelimeleriniz
ŞİİR
MATEMDEKİ KARANLIK
yavaş yavaş kayıyor elimizden çocuk gidiyor rüzgarın kaypak taraflarına gençliğimin ecel terleri döktüğü kuyusu matemden gözleri karanlık kavruk teninde yaklaşmakta olan tufanın habercisi
HİKÂYEDİR KALANI
* Aşka müptela olalı âh ü figandayım ben Kırık bir sandal ile od’dan ummandayım ben Yana yana kül olanlar tekrar yanmaz dediler O vakit
ZULMET, DUA VE ODA
kapı aralık; giren yok, bekleyen gölgeler. gürültü değil bu; çöküyor sükûnetin tortusu. camda kızımın silik çehresi, yüzü mü, yoksa sızısı mı buğuya hapsolmuş yutulmuş
BENİM ADIM MART
Sormayın beni bana, araftayım arafta. Üşümek nerededir, yanmak hangi tarafta? Ne bir zemheriyim ben ne bahar baştan başa. Ocak üvey evlattır benim yanımda kışa.
BİR SOLUK KAN KRİSTALİ
bir kuş sökünü göğümde düşüyor toprağın, suyun damarlarına kızıl ve kara, ışıl ışıl renklerin sorgusuzluğunda firari düşlerden geriye kalan kubbelensin bu kentin üzerine o
Gölge Sızıntısı
1. Ruhunda aralanan pencere İçeride Afrikalı bir çocuk Bir sokak lambası gölgesine Bütün hayalleri sığmış. 2. Silahlı besmelelere dönüşmüş Gölgeleri bir düşün Üflenir
YAZ BANA
* Gezdiğin dağların çiçeklerinden Tespih niyetine, dizip de gönder. Su içtiğin olukların birinden, Yazmandan bir yudum, süzüp de gönder. * Coğrafya ayırsın yollarımızı, Tarihe
DOSTLUK HIRKASI
Recep Kocalar dosta ithafen * “Dostluk hırkasını yamar giyerim.” Muhabbet tavında, pişerim dostla. Yolu yakın eder, hedefi beri; Nice engelleri aşarım dostla. *
YÖNLER VE SAATLER
kaynağını, kendine giden yolu, bir sır gibi saklayan yönler günleri çantasına doldurup sahibine sahte tapular sunmakta. içimde eriyip kaybolan mutluluk yaşanmamış çağlar kadar










