– İLKER GÜLBAHAR * yaşam portresinin altında köşe taşına yaslanıp bir türkü söyleyip gidecektim bırakmadınız dilsizlere dil verin diyecektim hırka su ekmek ve tuz
Yazar
GÜLÜ
– İLKER GÜLBAHAR * yediveren gibi dört mevsim açar gönül gergefinde işlersen gülü kuruyup dökülür kalınca naçar dikenine basıp taşlarsan gülü * ateş gibi
ŞAHİT KALSIN
– HAŞİM KALENDER * Sessiz, duru duruşum bulutu ıslatmakta; Burcu burcu kokarken toprak gel eylemekte. Çektiğim çilelerin, tadı kaldı damakta Yüzümdeki çizgiler, hepsini söylemekte.
GÜN BATIMI BİNEĞİ
– MEHMET OSMANOĞLU * soğuk t/enli tahtalar birbirine çatılmış ürperip gölgesinden gölgem bile kaçıyor kanı çekilen bir ten içine kapatılmış gizemli bir el sanki
RENKLER
– İLKER GÜLBAHAR – güneşle bir başka ayla bir başka çeşit çeşit tonda görünür renkler ışıksız kalınca her bir mıntıka koyu karanlığa bürünür renkler
UMUT VE UNUTUŞ -II
– HAŞİM KALENDER * Bizden gayrisine, dönüp bakarken, İzanı unuttuk, izanı kardeş. Yoğurt ekşimiyor, tuz ki kokarken, Düzeni unuttuk, düzeni kardeş. * Sözler laçkalaştı,
ASIM GÜLTEKİN’İN ARDINDAN
– MEHMET OSMANOĞLU * Henüz kırk beşinde idi, “rahmetli” sıfatı üzerine bir şal gibi örtüldüğünde Asım Gültekin’in. Tıpkı çok sevdiği üstad Cahit Zarifoğlu gibi,
KÜÇÜREK ÖYKÜLER
-İlker Gülbahar * SATRANÇ OVASI’NDAKİ VEBAL İki şahın restleşmeleri neticesinde Karaşahlılar ve Beyazşahlılar Satranç Ovası’nda karşılaştılar, birbirlerine elçi gönderdiler. Barıştan yana olduklarını, Satranç Ovası’nın
AFRİKA’DA DOĞACAĞIZ
– HAŞİM KALENDER * Afrika deyince çomağı soktuk, Delikten çıkarsa Fransa eğer. Son asrı uyuduk, meydanda yoktuk; Tarih neler diyor, aransa eğer. * Kefere
Küçürek Öyküler
İlker GÜLBAHAR * ÜÇ LİRA YİRMİ BEŞ KURUŞ Utandım. Böyle düşündüğüm için, aklıselim muhakeme edemediğim için kendimden çok utandım. Kasada, hemen önümdeydiler. İki kişiydiler.










