şu yaşamak meydanında/ neşe hüzün karılmaz mı dünya ömür değirmeni/ öğütmekten yorulmaz mı zaman çarkında insanı/ eskidikçe gel de tanı talan olur gülistanı/
ŞİİR
YİTİK
Zor, susturmak sessiz çığlıklarını kalbimin Gel bir de bana sor şu dağlar titriyor Arşa değdi gözyaşlarım görmez misin? Dökülüyor avuçlarıma bulutlar Kayboldum sislerde bilmez
İÇE BÜKÜK GÜN
I ah sessizliğinden kırılırmış çocuklar II niçin her can verilişte devam eder ölümüne ölüm promosyonu iki kere ikiyle
ÜÇ ŞİİR
Kaçmak Sarı yaprakların inişi gibi Gözlerimde hüzün oturuyor Acı beni parçalıyor Ve yaralar ısırıyor gaddarlıkla dolu İçimde kök salan hasret doluyum bavulu alıyorum
ANNEYLE HASBIHAL: ŞUBATIN AYAZINDA GAZZE’NİN ÇOCUKLARINI KONUŞMAK
ey zalim sanma ki tanrı habersiz yaptıklarından mühlet verir sana dehşetli günün bir azabı için ı. insan hep yediği ayazı bilirmiş, derler anne
AĞIT KARASI
kapatsan gözlerini yağmurlar yağar kırklar matemgâhına döner dünya ne yöne baksam, nereye gitsem herkes sesinin derin uykusunda – eskiyen zamana geçer mi hükmün duaların
BİR YANIM
* Deli miyim divane mi muhâldır, Bir yanım mutludur, zarda bir yanım. Gülerim, ağlarım, bilmem ne hâldır. Tutuşur ciğerim, harda bir yanım. * Yılgı
GÖZYAŞIMDAN ÖP BENİ
Ey göklerin seyyahı, ey merhamet pınarı; Yanık bir mektup gibi, yüreğimin kenarı! Ey benim billur burcum, ey ayın bedir hali. Yaşıma yetmemişken ruhumun nedir
ÂDEM KOŞ’MASI
* Aşk üzere oldu ezelden beri Bir ana bir baba, eşten ibaret. Aslı topraktandır, üstünde deri İki kol bir gövde, baştan ibaret. * Kafeste
UNUTULMAZ SÖZCÜKLER
sözcükler bilirim unutulmaz rüzgarın yaprağa fısıldadığı yaprağın toprağa. uzaktan görüp birbirini ilk buluşan sevgilinin dediği gibi “saçlarından tanıdım seni.” sözcükler bilirim unutulmaz namlunun










